Hatimduasına katılan katılmayan herkesin günahlarını geniş mağfiretinle affeyle Ya Rabbi! Bizlere hiçbir zaman düşünemediğimiz kadar büyük ve geniş nimetler ihsan eyle Ya Rabbi! Hiçbir gölgenin olmadığı o dehşetli hesap gününde, senin gölgenin altında bulunmayı nasip eyle Allah’ım. Bu hatime katılan arkadaşlarla
Ayetlerve Hadisler; Dini Makaleler AŞR-I ŞERİFLER KUR'AN-I KERİM. Abese Suresi Türkçe Okunuşu, Anlamı, Arapça Yazılışı ve Önemi. ABESE SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU, ANLAMI, ARAPÇA YAZILIŞI VE ÖNEMİ Mekke döneminde inmiştir. 42 âyettir. Sûre, ad..
İbnÖmer'in (r.a.) rivayet ettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.) "Sizden biriniz diğerinin alış-verişi üzerine, alış-veriş işine kalkışmasın. Yine biriniz, diğer birinin evlenme teklifi bir sonuca varmadan aynı hanıma evlenme talebinde bulunmasın." buyurmuştur. Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2530.
Kudüste vefât etti. HZ. SÜLEYMAN’IN (A.S.) ÇOCUKLUĞU. Süleymân (a.s.) çocukluğundan itibâren yüksek bir anlayışa sâhip, çok zeki biriydi. O’nun bu husûsiyetiyle ilgili olarak Resûlullâh şöyle bir hâdise anlatır: “Vaktiyle iki kadın ve beraberlerinde iki oğlan vardı. Yolda giderlerken bir kurt gelip
Rabbenâve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâqate lenâ bih. Vağfu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ. Ente mevlânâ fensurnâ alel qavmil kâfirîn. 2.Bakara, 285-286. Kuran'dan Oku. Yatsı Namazının tesbihatından sonra (en son Fatiha'dan önce) okunur. “Âmenerresûlu”nün fazileti hususunda şu meâlde hadisler rivâyet edilmektedir:
IbM9. Selam Dostlarım, Konumuzda Arkadaşlık ile ilgili Hadis-i şerifler, Peygamber efendimizin arkadaş seçimi, Arkadaş ile ilgili hadis ve ayetler, Dostlukla ilgili hadisler kısa, Peygamber efendimizin sevgi ve kardeşlikle ilgili hadisleri, Adalet ve dostluk ile ilgili hadisler, Arkadaşlık ile ilgili hadisler Arapça, islam’da arkadaşlık ve dostluk, Peygamber efendimizin arkadaş seçimi, Arkadaşlık saygı ve sevgi üzerine hadisler araştırmalarınız yardımcı olacak şekilde bir araya getirmeye çalıştık. Umarım beğenirsiniz. Allah teala hazretleri toplum içerisinde yaşattığı insanın eş, dost, akrabalarıyla birlikte yaşamasını istemiştir. Çeşitli zamanlarda çeşitli durumlarda arkadaşlarımız olur. Yüce rabbimiz şeytanı en kötü arkadaş olarak tanımlamaktadır. Yüce Allah cc. hazretleri arkadaşlara güzellikle davranmamızı emretmiştir. Konumuzda Peygamber sav efendimizin arkadaşlık hakkında hadislerini kaynak göstererek yer vermeye çalıştık, sizler de kaynağını belirterek Hadisleri yorum bölümünden gönderebilirsiniz. Not Hoşgörü ile ilgili aşağıda sıraladığımız hadislerde kalın yazılı yerler ravi ve kaynak bilgilerini içermektedir. Sizler de Arkadaşlık hakkında Hadisler paylaşmak isterseniz yorum bölümünden ekleyebilirsiniz. Yorumlarınız bizlere daha iyi paylaşımlar yapmak için yol gösterecektir. / Türkiye’nin en geniş Güzel sözler, ayetler, hadisler ve atasözleri ve deyimler platformu // Bizleri her türlü sosyal medyadan takip edebilirsiniz. Konumuzun altında linkler mevcuttur. Arkadaşlık ile ilgili Hadis-i şerifler – Arapça حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ بُرَيْدٍ عَنْ أَبِى بُرْدَةَ عَنْ أَبِى مُوسَى – رضى الله عنه – عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَالسَّوْءِ كَحَامِلِ الْمِسْكِ وَنَافِخِ الْكِيرِ ، فَحَامِلُ الْمِسْكِ إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ ، وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً ، وَنَافِخُ الْكِيرِ إِمَّا أَنْ يُحْرِقَ ثِيَابَكَ ، وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَةً » . Resulullah sav buyurdular kiİyi arkadaşla kötü arkadaşın örneği, misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan miski satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın! Müslim, Birr, 146 حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ غَيْلاَنَ عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ قَيْسٍ عَنْ أَبِى سَعِيدٍ أَوْ عَنْ أَبِى الْهَيْثَمِ عَنْ أَبِى سَعِيدٍ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لاَ تُصَاحِبْ إِلاَّ مُؤْمِنًا وَلاَ يَأْكُلْ طَعَامَكَ إِلاَّ تَقِىٌّ » . Ebû Saîd’den ra rivayet edildiğine göre o, Resûlullah’ı sav şöyle derken işittim demiştir; Sadece müminle arkadaş ol! Yemeğini de ancak takva sahibi olan yesin! Tirmizî, Zühd, 55; D4832 Ebû Dâvûd, Edeb, 16 Abdullah bin Amr’dan ra nakledildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına karşı hayırlı davranandır. Allah katında komşuların en hayırlısı ise komşusuna karşı hayırlı davranandır. Tirmizî, Birr, 28; Dârimî, Siyer, 3 Ebû Hüreyre’den ra. anlatıyor, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır. Müslim, Birr, 159 Resulullah sav buyurdular ki Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin. Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin yol sırasında herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık. Müslim, Lukata 18, 1728; Ebü Dâvud, Zekât 32, 1663. Peygamber sav şöyle buyurdular; Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr başkan yapsınlar. Ebü Dâvud, Cihâd 87, 2609. Resulullah sav buyurdular ki Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur. Muvatta, İsti’zân 25, 2, 978; Ebü Dâvud, Cihad 86, 2607; Tirmizî, Cihâd 4, 1674. Peygamber sav şöyle buyurdular; İnsanlar yalnızlıktaki mahzuru benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı. Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, 1673. Resulullah sav buyurdular ki Bulunduğu mecliste, din kardeşinin aleyhinde konuşulurken ona yardım etmeye ve onu müdâfaa etmeye gücü yeterken, bu yardımda bulunmayan kimseyi Allah Teâlâ dünya ve âhirette zelîl eder. Ahmed b Hanbel, Taberânî Peygamber sav şöyle buyurdular; Kardeşliğin mâzeretini kabul etmeyen kimseye, âşarcıların haksızlıkla aldıklarının günahı kadar günah vardır. Ebû Dâvud, İbn Mâce الْمُؤْمِنُ مِرَآةُ الْمُؤْمِنِ Resulullah sav buyurdular ki Mü’min, kardeşinin aynasıdır; ve mü’min mü’minin kardeşidir, onun zarar ve ziyâna uğramasını, helâkını önler, arkasında da onu çevreleyip korur ve ihtiyaçlarını görür. Ebû Dâvud, Edebü’l Müfred Mü’min, mü’minin aynasıdır; onda bir ayıp gördüğünde onu düzeltir. Edebü’l Müfred Peygamber sav şöyle buyurdular; Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini mü’min kardeşi için de istemedikçe tam mü’min olamaz. Buhârî, Müslim Resulullah sav buyurdular ki “En hayırlı arkadaş grubu dört kişiliktir. En hayırlı askeri birlik dört yüz kişiliktir. En hayırlı ordu dört bin kişidir. On iki bin kişi, sayıca az diye maglub edilemez.” İbnu Abbas – Kütübü Sitte Hadis No 1073 Resulullah sav buyurdular ki Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin. Ebu Davud, 4833 Said İbnu’l- Müseyyeb rahimehullah anlatıyor “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki “Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez.” Muvatta, İsti’zân 36, 2, 978. Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber sav Efendimiz şöyle buyurmuştur “Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.” İbn Hanbel, II, 400 İbnu Ömer ra. anlatıyor “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki “İnsanlar yalnızlıktaki mahzuru benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.” Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, 1673. عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللّٰهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ… Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki Mü’min, kardeşinin aynasıdır; ve mü’min mü’minin kardeşidir, onun zarar ve ziyâna uğramasını, helâkını önler, arkasında da onu çevreleyip korur ve ihtiyaçlarını görür. Ebû Dâvud, Edebü’l Müfred Arkadaşlık ile ilgili Hadisler konumuzdan sonra sitemizde bulunan arkadaş hakkındaki diğer konularımıza da aşağıdaki linklerden kolayca ulaşabilirsiniz… Semih YAŞAR Dostluk ile ilgili Ayet-i Kerimeler için tıklayınız… Arkadaş ile ilgili ayetler Dostluk ile ilgili sözler,dostluk sözleri için tıklayınız… Arkadaşlıkla ilgili sözler Dostlukla ilgili Hadis-i Şerifler için tıklayınız… Arkadaş sözleri için tıklayınız…. Dostluk ile ilgili atasözleri için tıklayınız… Arkadaş ile ilgili atasözleri için tıklayınız… Arkadaş ile ilgili deyimler ve anlamları Dostluk ile ilgili deyimler için tıklayınız… Eski sitemizdeki yorumlar… sevcan oğlum bak git – çok beğendim hem ödevlerime yardımcı oldu hem öğrenmeme cok teşekkür ederim!!!!!!!!! <3 🙂 = irem su – peygamber efendimizin hadisleri çok güzel BAŞAK ARI 6-F – Zeynur Yılmaz 6/a – 6-b 205 melis – gerçekten gzl şylr eklemşlr
Allah’ın insanlığa hakikat ve cennet yolunu göstermesi için yolladığı Hz Muhammed’in ağzından çıkan sözler hadis-i şerif olarak geçer. Müslüman dünyası için büyük önem taşıyan hadis-i şerifler Kur’an- Kerim’i teyit edici özellik Şerif Nedir?Hadisler Hz. Muhammed’in sözlerinin, davranışlarının, fikir ve eylemlerinin yazıyla ifade edilmiş halidir Hadisler özellikleri bakımından üçe ayrılmaktadır. Birinci kısım hadisler Kuran-ı Kerim’i teyit etmektedir. İkinci kısım hadisler Kuran’ın getirdiği hükümleri açıklamaktadır. Üçüncü kısım hadisler ise kitapta geçmeyen konular üzerine hükümler koymaktadır. İslam büyükleri, hadislerin Allah tarafından peygambere iletildiğini Güzel Hadis-i Şeriflerİki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, kendisi için istediğini mü'min kardeşi için istemedikçe gerçek iman etmiş olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter. Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız. Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu'l-Kıyâme, buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla din kardeşi ile dargın durması helal olmaz. Buhârî, Edeb, 57, 58."Kişinin, Müslüman kardeşini küçük görmesi kötülük olarak kendisine yeter." Müslim, Birr, 32"Hoş gör ki, hoş görülesin." İbn Hanbel, 1/249"Nerede olursan ol, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!" Tirmizî, Birr, 55"Kendisi cehennem ateşine ve cehennem ateşi de kendisine haram olan kişiyi size bildireyim mi? Cana yakın, yumuşak huylu, kolaylaştırıcı kimse." Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 45"Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer." Müslim, Birr, 66"Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete girmek isterse Allah'a ve âhirete inanırken ölüm kendisine erişsin. İnsanların kendisine nasıl davranmalarını istiyorsa, o da onlara öyle davransın." Müslim, İmâre, 46 1450“İlmi kitâbetle; yani yazarak bağlayın.” Tirmizî“Kim bir hayra delâlet ederse onu işleyen gibi ecir alır.” BeyhakîDeveni bağla, ondan sonra Allah’a tevekkül et.” Tirmizî “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere peygamber ba’s olundum gönderildim.” Buhârî, Müslim“Zenginlik arâzî ve mal çokluğundan ibâret değildir. Asıl zenginlik kalp zenginliği yani kanaattir.” Müslim“İşlerin hayırlısı ortalarıdır. Yani ifrat ve tefritten âzâde aşırılıktan uzak, mu’tedil orta olandır.” Beyhakî"Canın her istediğini yemek de israf cümlesindendir.” Ebû Dâvud“Ömrü uzun ve ameli hareketi, işi ve ibâdeti güzel olan kimseye ne mutlu!” Taberânî“Amellerin Allah’a en sevgilisi, az da olsa devamlı olanıdır.” Buhârî“Sizden herhangi biriniz Cumâ namazına gideceği zaman gusletsin.” Buhârî, Müslim“Kabir azâbının çoğu idrardan temizlenmeye ehemmiyet vermemektendir.” İbn Mâce, Nesaî“Dişleri misvak ile temizlemek ölümden başka bütün hastalıkların mühim bir kısmına şifâdır.” Keşfü’l hafâ, Deylemî“Temizliğe itinâ ve devamlılık, insanı tam bir îmâna da’vet eder.” Taberânî“Sizden birisi abdestli bulunmak niyetiyle abdest alırsa, abdesti bozulmadıkça namazda bulunmuş gibi ecir alır.” Münâvî “Namazda safları iyi doğrultunuz, yani bir hizâda ve muntazam tutunuz.” Müslim “Sizden biriniz mescide girdiği zaman iki rek’at namaz kılmadıkça oturmasın.” Müslim“Mü’minin öldükten sonra verilmesine sebeb olduğu ilk hediyesi, cenâze namazını kılan kimsenin Allah katından mağfiret dilemesidir.” Deylemî32.“Her şeyin bir zekâtı vardır. Cesedin zekâtı da oruçtur.” İbn-i Mâce “Kim ramazanın son on gününde itikâf ederse iki hac ve iki umre sevabı alır.” Suyûtî, Dürru’l Mensûr, 1/486 “Malının zekâtını ödediğin zaman artık üzerinde olan borcunu yerine getirmiş olursun.” Buhârî''Yalnız şu iki kişiye gıpta edilir Birisi, Kur'an öğrenip gece gündüz onunla amel eden kimse; diğeri de, Allah'ın kendisine verdiği malı gece gündüz Allah yolunda harcayan kimse.'' Müslim, Müsâfirîn, 266; Buhârî, Tevhîd, 45 2950''Büreyde'den ra rivayet edildiğine göre Resûlullah sav şöyle demiştir Size kabir ziyaretini yasaklamıştım; ama artık ziyaret edebilirsiniz.'' Müslim, Cenâiz, 106 3050 "Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yandır." Ebu Dâvûd, Tahâret, 94 3150"Mümin bir kimse, eşine karşı nefret beslemesin. Çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da hoşlandığı başka huyları mutlaka vardır." Müslim, Radcı', 61 3250"Kim anneyi yavrusundan ayırırsa, Allah da kıyamet günü onu sevdiklerinden ayırır." Tirmizî, Büyû, 52 3350"Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir Utanma haya duygusu, güzel koku sürmek, misvak kullanmak ve evlenmek." Tirmizî, Nikah, 1 3450Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez. Tirmizî, Birr, 33. Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır. Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek "Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız" buyurmuştur. Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42. Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66. İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144."Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, akraba ilişkilerini sürdürsün!" Müslim, Birr ve sıla, 20 4350"Bir kişi, sevabını Allah'tan umarak ailesine harcama yaptığında, bu harcama onun için sadaka olur." Buhârî, İman, 41 4450"Sakın babalarınızdan yüz çevirip uzaklaşmayın! Kim babasından yüz çevirirse bu davranış nankörlüktür." Buharî, Ferâîz, 29 4550"Kim üç kız çocuğunun geçimini sağlar, onlan terbiye edip evlendirir ve onlara güzel davranırsa, cennet onundur!" Ebû Davûd, Edeb, 120-121 4650Hz. Aişe'ye "Hz. Peygamber evde ne yapardı?" diye sorduğumda şöyle cevap vermişti "Ailesinin işlerini görür, ezanı duyunca namaz için çıkardı." Buhârî, Nafakat, 8 4750"Anne baba cennet kapılarının en ortancasıdır. Bu kapıdan girme fırsatını ister kaçırsın ister yakalarsın." Tirmizî, Birr ve sıla, 3 4850"Üç çeşit duanın kabul edilmesinde şüphe yoktur Haksızlığa uğrayan kimsenin duası, yolcunun duası ve anne babanın çocuklanna bedduası." Tirmizî Birr ve sıla, 7 4950"Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere adaletli davrananlar, Allah Teala katında, Rahman'ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklar." Nesâî, Âdabü'l-kuddât, 1 5050 Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.
“Bu Kur’an’dan ayrılmayın! Çünkü o, Allahın sofrasıdır. Kim Allahın sofrasından yararlanmak isterse, gayret etsin. Zira ilim, öğrenmekle olur.” Hadis-i Şerif / İbn-i Mesud Ebu Hureyre anlatıyor “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki “Aziz ve celil olan Allah buyurmuştur ki “Kulum, beni andığı ve dudakları benim için kımıldandığı an ben kulumla beraberim.” 7089 İmam Malik’e ulaştığına göre, Hz. Peygamber şunu söylemiştir “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız Allah’ın Kitab’ı ve Resûlünün sünneti” / Muvatta, Kader 3, 2, 899 ——————————————————————————– Bir evde Kur’an okunduğunda melekler hazır olur. Şeytanlar çekilir. Ev halkına genişlik hasıl olur ve hayır çok, şer az olur. Bir evde ise Kur’an okunmadığında, orada şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz, ev halkına darlık gelir, hayr azalır ve şer çoğalır. / Ramuz’ül-Ehadis, 196-2 ——————————————————————————– Kur’an-ı okuyun. Onu güzel okuyun. Tahkim edin, ona sahip olun, hüzünle okuyun. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, insanların kalplerinden onun gidişi, bağlı devenin ipinden kurtulmasından daha kolay olur. / Ramuz’ül-Ehadis, 253-11 ——————————————————————————– Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu; “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” – Ravi Osmân B. Affân / Buhari, Hadis no 1775 ——————————————————————————– Bu Kur’an, hoşlanmayan için gayet zordur. Ona ısınana ise gayet kolay gelir. Hadisime söz ve davranışlarıma gelince, hoşlanmayan için gayet zor, tâbi olan içinse gayet kolaydır. Bir kimse benim hadisimi dinler, hemen hıfz eder ve tatbik ederse mahşerde Kur’an ile haşrolur. Hadis’ime ehemmiyet vermeyen ise Kur’an’ı hor görmüş olur. Kim de Kur’an’ı hor görürse dünya ve ahirette hüsrana uğrar. – Rivayet Hz. Ebû Mûsa / Ramuz’ül Ehadis 133o-7 ——————————————————————————– Şarkı, oyun ve eğlence kalpte nifakı büyütür. Nasıl ki su otu büyütüyorsa. Nefsim Yed-i kudretinde olan Allah’a kasem ederim ki, Kur’an ve zikir de kalpte imanı büyütür, tıpkı suyun otu büyütmesi gibi !.. – Ravi Hz. Enes / Ramuz’ül-Ehadis 225-13 ——————————————————————————– Kur’an-ı öğrenin, okuyun ve kolayınıza gelen yerleri okuyun. Muhammed’in nefsi yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, onun unutulup gitmesi, bağlı devenin ipinden kurtulmasından daha çabuk olur. Öğrenin, bilin ki, kim bir gecede veya bir gün içerisinde 50 ayet okursa, o, gafiller listesine yazılmaz. Kim gecede 100 ayet okursa, abidler arasına yazılır. Kim gecede 200 ayet okursa, ondan Kur’an davacı olmaz. Gecede 500 ila 1000 ayet okuyanlar ise, kendilerine cennette büyük makamlar ihsan edilmiş olarak sabahlar. – Ravi Hz. Enes / Ramuz’ül-Ehadis 253-13 ——————————————————————————– Kur’an-ı Kerim şefaatçidir ve şefaati makbuldur. Riayet etmeyenlere ise hasım olarak isbatı vücud edecektir. Kim ki, Kur’an’ı öne alırsa, Kur’an onu Cennete götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da Cehenneme sürer. – Ravi İbn-i Mes’ud / Ramuz’ül-Ehadis 227-9 ——————————————————————————– Kur’an okuyan mü’minin misali, ağaç kavunu gibidir. Kokusu da iyi tadı da iyidir. Kur’an okumayan mü’minin misali ise hurmaya benzer. Lezzeti vardır fakat kokusu yoktur. Kur’an okuyan münafıkın misali ise reyhana benzer. Kokusu iyidir fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münafığın misali ise Ebu Cehil karpuzu misalidir. Kokusu yoktur, tadı da acıdır. – Ravi Ebu Musa / Ramuz’ül-Ehadis 227-9 ——————————————————————————– Kim gençliğinde Kur’an öğrenirse Kur’an onun etine ve kanına karışır. Kim de yaşlılığında tekrar ede ede zorluk çekerek onu öğrenirse o kimseye iki defa ecir vardır hem zorluk çektiğinden dolayı hem de okuduğundan dolayı – Ravi Hz. Ebû Hüreyre / Ramuz’ül-Ehadis 413-9 ——————————————————————————– Bakara suresinde bir ayet vardır ki, Kur’an ayetlerinin seyyididir. Bir yerde okundu mu şeytan orada tutunamayıp mutlaka çıkar. Bu “ayetül kürsi” dir. – Ravi Hz. Ebû Hüreyre / Ramuz’ül-Ehadis 300-9 ——————————————————————————– Kuran’da bir sure vardır ki otuz ayettir. Sahibine devamlı okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O sure “Tebarekellezî biyedihil mülk” dür. – Ravi Hz. Ebû Hüreyre / Ramuz’ül-Ehadis 300-10 ——————————————————————————– Hamil-i Kur’an Kur’an ehli birisi öldüğünde, Allah Teala yeryüzüne, onun etini yememesini vahyeder. Arz ise şöyle der “Ya İlahi, senin kelamın onun içinde iken ben onun etini nasıl yerim?” – Ravi Hz. Câbir / Ramuz’ül-Ehadis 63-8 ——————————————————————————– Kur’an’a sahip olana, Cennete girdiğinde, “Oku ve yüksel” denir. O da bildiği son Kur’an ayetini okuyuncaya kadar okur ve her ayetle bir derece yükselir. – Ravi Hz. Ebû Said / Ramuz’ül-Ehadis 513-1 ——————————————————————————– -Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Zira o korku, bütün işlerinin zinetidir. -Sana Kur’an okumanı, Allah’ı zikretmeni tavsiye ederim. Zira o, senin semada anılmana sebeptir, yeryüzünde ise senin için nurdur. -Sükutunun uzun olmasını tavsiye ederim. Ancak hayır söz müstesna, zira bu sükut, şeytanı senden uzaklaştırır. Ve din işinde sana yardımcı olur. -Çok gülmekten de sakın. Çünkü o, kalbi öldürür ve yüzün nurunu giderir. -Cihada mülazemet et, Çünkü o, ümmetimin Ruhbanlığıdır. -Miskinleri, garipleri sev ve onlarla düşüp kalk. Kendinden aşağıdakine bak, yukarıdakine bakma. Zira, sana Allah’ın verdiği nimetleri küçümsememen için bu hal daha uygundur. -Seninle alakayı kesseler de akrabanı ziyaret et. -Acı olsa da Hakkı söyle, Allah yolunda kınayanların kınamasından korkma. -Kendi nefsin hakkında bildiğin şeyler, insanlardan seni alıkoysun. Yaptığın şeylerde onlara üstünlük taslama. -Şu üç hasletin bulunması, kişiye ayıp olarak yeter. Kendi kusurlarını bilmeden, başkasının kusurlarını görmesi, ayni hal kendisinde de olduğu halde, başkalarında utanılacak hal görmesi ve arkadaşına eziyet etmesi. -Ey Ebu Zer! Tedbir gibi akıl, günahtan sakınmak gibi takva, güzel ahlak gibi şeref yoktur. – Ravi Hz. Ebû Zerr / Ramuz’ül-Ehadis 157-4
Konumuzda Dostlukla ilgili Hadis-i Şerifler, dostluk ile ilgili hadisler arapça, Dostluk ile ilgili kısa hadisler ve arkadaş seçimi ile ilgili hadisler paylaşmaya çalışacağız. Dostlukla ilgili hadis ve ayetler genelde birlikte araştırılmaktadır. Sitemizde dostluk ile ilgili ayetler hakkında başka bir yazı ele alınmıştır. O konumuza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz… Peygamber sav. Efendimizin Dostlukla ilgili hadislerini paylaştığımız bu konumuzu beğeneceğinizi umuyor ve nasiplenmenizi diliyoruz. Peygamber Efendimiz aile Dost ile ilgili hadislerinde dostlarımıza nasıl davranmamız gerektiği açık bir dille ifade edilmiştir. “Kişi dostunun dini üzeredir” diyen Peygamberimiz sav. dostlarımıza dikkat etmemiz gerektiği vurgulanmıştır. Şimdi bulabildiğimiz dostluk ile ilgili Peygamber Efendimizin hadislerine geçelim… konumuzu beğeneceğinizi ve faydalanacağınızı umuyoruz. / Türkiye’nin en geniş Güzel sözler, ayetler, hadisler ve atasözleri platformu Not Sitemizde Peygamber sav. Efendimizin sahih hadislerini kaynaklarıyla paylaşmaya çalışıyorum. Yanılmalar olabilir. Kalın yazılı yerler ravi veya kaynaklardır. Dostlukla ilgili Hadis-i Şerifler عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ قَالَ “الْمُؤْمِنُ مَأْلَفٌ، وَلَا خَيْرَ فِيمَنْ لَا يَأْلَفُ وَلَا يُؤْلَفُ.” Rasulullah sav. Efendimiz şöyle buyurdular; Mü’min, kendisiyle dostluk kurulabilen insandır. Kimseyle dostluk kurmayan ve kendisiyle de dostluk kurulamayan insanda hayır yoktur. HM9187, İbn Hanbel, II, 400 وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال ]قال رسولُ اللّه المَرْءُ عَلى دىنِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أحَدُكُمْ مَنْ يَخَالِلُ[. أخرجه أبو داود والترمذي . Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse herbiriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin. Ebu Davud, Edeb 19, 4833, Tirmizi, Zühd 45, 2379 Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur. Muvatta, İsti’zân 25, 2, 978; Ebü Dâvud, Cihad 86, 2607; Tirmizî, Cihâd 4, 1674. Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez. Muvatta, İsti’zân 36, 2, 978. Dostlukla ilgili Hadisler İnsanlar yalnızlıktaki mahzuru benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı. Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, 1673. Bulunduğu mecliste, din kardeşinin aleyhinde konuşulurken ona yardım etmeye ve onu müdâfaa etmeye gücü yeterken, bu yardımda bulunmayan kimseyi Allah Teâlâ dünya ve âhirette zelîl eder. Ahmed b Hanbel, Taberânî Kardeşliğin mâzeretini kabul etmeyen kimseye, âşarcıların haksızlıkla aldıklarının günahı kadar günah vardır. Ebû Dâvud, İbn Mâce Mü’min, kardeşinin aynasıdır; ve mü’min mü’minin kardeşidir, onun zarar ve ziyâna uğramasını, helâkını önler, arkasında da onu çevreleyip korur ve ihtiyaçlarını görür. Ebû Dâvud, Edebü’l Müfred عن أبي هريرة -رضي الله عنه- عن رسول الله -صلى الله عليه وسلم- قال الْمُؤْمِنُ مِرْآةُ أَخِيهِ الْمُؤْمِنِ». Resulullah sav buyurdular ki Mü’min, mü’minin aynasıdır; onda bir ayıp gördüğünde onu düzeltir. Edebü’l Müfred Resulullah sav buyurdular ki Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini mü’min kardeşi için de istemedikçe tam mü’min olamaz. Buhârî, Müslim Resulullah sav buyurdular ki “En hayırlı arkadaş grubu dört kişiliktir. En hayırlı askeri birlik dört yüz kişiliktir. En hayırlı ordu dört bin kişidir. On iki bin kişi, sayıca az diye maglub edilemez.” İbnu Abbas – Kütübü Sitte Hadis No 1073 عن أبي سعيد الخدري -رضي الله عنه- عن النبي -صلى الله عليه وسلم- قال لاَ تُصَاحِب إِلاَّ مُؤْمِنًا، وَلاَ يَأْكُل طَعَامَكَ إِلاَّ تَقِي» Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur Mümin’den başkasını arkadaş edinme, yemeğini de Allah’tan hakkıyla korkanlardan başkası yemesin.» Tirmizî – Ebû Dâvûd- Ahmed rivayet etmiştir Resulullah sav buyurdular ki Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin. Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin yol sırasında herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık. Müslim, Lukata 18, 1728 Resulullah sav buyurdular ki Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr başkan yapsınlar. Ebü Dâvud, Cihâd 87, 2609 Resulullah sav buyurdular ki “Nezdimizde bir eli ihsanı bulunan hiç kimse yoktur ki, o ihsan sebebiyle biz ona misliyle veya daha fazlasıyla karşılıkta bulunmayalım. Ancak Ebu Bekr bundan hariç. Çünkü onun nezdimizde yardımı varsa da, onun karşılığını Kıyamet günü ona Allah verecektir. Bana Ebu Bekr`in malı kadar kimsenin malı faydalı olmadı. Ben müslüman olmasını teklif ettiğim herkesten bir zorluk gördüm, Ebu Bekr hariç. Zira o teklifim karşısında hiç tereddüd etmeden kabul etti. Eğer kendime bir dost halil ittihaz etseydim, mutlaka Ebu Bekr`i dost edinirdim. Haberiniz olsun, arkadaşınız Allah Teala`nın dostu halilullah`tır.” Ebu hureyre Kütübü sitte Hadis no 4381 “Ne her iyilik, ne de her kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel yol ne ise onunla önle. O zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile, sanki yakın dostun olmuştur. Bu en güzel haslete, sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna büyük bir hisseye malik olandan gayrisi eriştirilmez” Fussilet, 34-35 ayetiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı “Ayette kastedilen en iyi yol öfke anındaki sabır, kötülüğe maruz kalındığı andaki aftır. İnsanlar bunları yaptıkları takdirde, Allah onları korur, düşmanları da kendilerine eğilir. Sanki samimi dost olur.” İbnu Abbas Kütübü sitte hadis no 777 Resulullah Efendimizden “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirilen bir hadis-i şerifte “Kim kendisine Allah için bir dost, bir arkadaş edinirse, Allahü teala onu, Cennette hiçbir ameliyle ulaşamayacağı bir dereceye yükseltir.” Ömer bin Hattab dan “radiyallahü anh” bildirilmiştir “İslamiyet geldikten sonra, bir mü’mine salih bir dosttan daha hayırlı bir şey verilmemiştir.” Tabiinden birisi şöyle buyurdu “Mü minlerden kardeşlerin dostların çok olsun. Çünkü mü min şefaat edecektir. Umulur ki, dost edindiğin mümin kardeşinin şefaatine kavuşursun.” Ebu İdris el-Havlani, Muaz bin Cebel e “radiyallahü anh” dedi ki; “Ben seni Allah için seviyorum.” Muaz bin Cebel ona Müjdelerim müjdelerim. Resulullahtan “sallallahü aleyhi ve sellem” duydum. Buyurdu ki “İnsanlardan bir topluluk için, kıyamet günü Arş ın etrafında kürsüler vardır. Onların ise, yüzleri dolunay gibidir. İnsanlar korku içindedirler. Fakat onlar korkmazlar. Onlar; Allahü tealanın kendilerine korku olmayan veli kullarıdır. Onlar mahzun olmazlar.” Peygamber Efendimize “sallallahü aleyhi ve sellem” “Onlar kimlerdir ya Resulallah?” diye soruldu. Cevabında “Allahü teala için birbirini sevenler” buyurdu. عن عبد الله بن عمرو -رضي الله عنهما- قال قال رسول الله -صلى الله عليه وسلم- خيرُ الأصحابِ عند الله تعالى خيرُهم لصاحبه، وخيرُ الجيرانِ عند الله تعالى خيرُهم لجاره». Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu Allah Teâlâ’ya göre arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah Teâlâ’ya göre komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.» Sahih Hadis -Tirmizî – Ahmed – Dârimî rivayet etmiştir. Dostlukla ilgili Hadis-i Şerifler konumuzdan sonra sitemizde mevcut dostluk ve arkadaşlık ile ilgili konularımıza aşağıdaki linklerden kolaylıkla ulaşabilirsiniz… Semih YAŞAR Arkadaş sözleri için tıklayınız…. Arkadaş ile ilgili atasözleri için tıklayınız… Dostluk ile ilgili Ayet-i Kerimeler için tıklayınız… Arkadaşlık ile ilgili Hadis-i şerifler için tıklayınız… Dostluk ile ilgili sözler,dostluk sözleri için tıklayınız… Dostluk ile ilgili atasözleri için tıklayınız… Mevlana dostluk sözleri için tıklayınız… Dostluk ile ilgili deyimler için tıklayınız… Eski sitemizdeki yorumlar… gizli kişi – çook güzel hadislerin en güzelleri burada hadis yarışmasında işime yaramasını umuyorum tşk buse – çook güzel hadis yarışması için bana yardımcı olacağını umuyorum nehir – Çok güzel gerçekten beğendim..? serpil – ben de çok beğendim. Allah razı olsun. fatma – burda çok ilginç hadisler ögrenmişte olduk sudenaz – Odevime cok yardimci oldu furkan şahin 5-C – ya ben hangisini alacam bilemedim ve ödevime yardımcı oldunuz için çok çok çok saol ebru – çok iyi süper CEREN – BEN ASLINDA HADİS ANLAMI BEKLİYORDUM HADİSLEERİ BAŞKA SAYFADAN YAZDIM AMA YİNEDE SAĞOLUN TEŞEKKÜRLER sude – cok tesekkurler seda karaoğlan – ben çok beyendim çok teşekkrler 🙂 – Tskkur odevime yardimci oldun Enes – Çok güzel bir site çok beğendim rüveyda -ayşe – Tşk ödevime yardımcı old; ayş acaralp-rüveyda acaralp – Özdevime yardımcı oldu tşk volkan – çok teşekkür ederim ödevimi yaptım Gizli kız – Din ödevime yardımcı oldu. 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 Öğretmen kızmayacak… 😉 😉 🙂 🙂 toprak duygu – En gùzeli din odevime cok yardimci oldu Tesekkurle r tşk – işime çok yaradı tşk din ödevimde … 🙂 gülbeyaz – iyi güzel işime yaradı esma – bu yazılar çk gzl çk yrdmc old gizem nur – Çok güzel din ödevimde çok yardımcı oldu. Rümeysa – çocuklara ve bana cok yardımcı oluyo bunun icin herkeze tşk edderim eda – özlem ile ilgili hadis yokmu ÖLÜMÜNE GALATA – işime yaramadı ama emek verenlere teşekkürler… muhammed Halit – onur – çook teşekkür ederim çok yardımcı oldu sağolun 🙂 onur – çook teşekkür ederim çok yardımcı oldu sağolun 🙂 Melek – Çok Teşekkür Ederim Projeme çok yardımcı oldu. Bu arada sınıfım 11/D Yeniden Çok Teşekkürler haşim – çok güzel bir çalışma olmuş muhammed – hadisi şerifler güzel teşekkür ederim hümeyra akkaya – Çok güzel hadis i şerifler ve ayetler yazmışlar adil ahmet – hadisi şerifler insanlar için hayatları boyunca birer ışıktır. hadisi şerifler le hayatına yön veren insanlar peygamber efendimizin peşinden giden insanlardır JGGHFRSFT – HADİSLER ÇOK GÜZEL beyza – herşey muhteşem tşk ederim ebru sağlam – çok güzel ve bilgili bir sayfa iyiki eklemişler çok faydalandım koyanlara da teşekkür ederim cemre – güzel yani bir şey diyemem yalnız kötü diyene kızarım damla ergün – çok güzel hdisler işime yaradı bella – süper bir site herkeze öneririm cihat – sitenizi temelden çıkarabilirsiniz inşaat a verebilmesi için cihat – her müminin kardeş olması cihada bir adımdır Erol Eker – Selamun Aleykum. Sitenizi çok beğendim. Güzel bir site olması kurucularının güzelliğini yansıtır mahiyette. Sizi tanımasamda güzel birileri olduğunuz belli. Çünkü güzel insanlar güzel işler yaparlar. Selametle. rumeysa – bu çok güzel birsite banada arkadaşlarım kötülük yapıyorla mesela küçümsüyorla onlar 6 kişiler bisse 2 kişiyiz hiç önemsenmiyoruz onun için onlara küstük ama ben küsmedim sedanur – her şeyi çok beğendim çok teşekkürler computer abd – Sabri bolat – her sey cok guzel Allah raz; olsun Betül – Allah Razı olsun hepinizden çünkü öyle ahlaksız adresler var ki burası çok güzel insaallah daha iyisi olur Allah hepimize hidayet etsin BAŞAK ARI 6-F – Hadis-i şerifler süper. ibrahim can ünal 7-G – bu hadisleri bir sitede toplayandan ALLAH RAZI OLSUN 7-G Hümeyra pamir – damla – her sey cok guzel Allah raz; olsun Semih YAŞAR – “Bulunduğu mecliste, din kardeşinin aleyhinde konuşulurken ona yardım etmeye ve onu müdâfaa etmeye gücü yeterken, bu yardımda bulunmayan kimseyi Allah Teâlâ dünya ve âhirette zelîl eder.” … Bu hadisi duyupta geçmişe bir bakmak yeterli… zaten hayat insanın ne ekerse onu biçtiği yer değil mi?
Zikir Hakkında Âyet ve Hadisler Zikir, Allah’ı anmaktır. Kur’ân’ın sarih emirlerindendir. “Beni anın, ben de sizi anayım…” Bakara, 2/152, “…Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz.” Enfal, 8/45 ayetleri, bu konudaki pek çok ayetten sadece ikisidir. Peygamberimiz buyuruyor لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir.” Buhârî, Deavât, 50 “Sana arşın altındaki cennet hazinesinden bir kelime söyleyeyim mi? “Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.” kelimesidir. Kul bunu söyleyince Kulum hakkı teslîm etti ve benden onu selâmette kılmamı istedi» der.” “Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ Allah’dan başka ilah yoktur.” sözüdür.” Bkz. İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis “Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– “İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu. İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657 “– Bir kul ihlâs ile لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” Tirmizî, Deavât, 86 “Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” Ali el-Müttâkî, I, 442/1910 “Dünyâ lezzetini ve eğlencesini terkedip de gençliğiyle beraber Allah’ın tâatına yönelen gence Allah Teâlâ yetmiş iki sıddîkin ecrini verir ve ona şöyle hitâb eder “Ey şehvetini terkederek gençliğini benim uğrumda feda eden genç! Sen benim yanımda bazı meleklerim gibisin!” Tirmizî, Zühd, 53, Tuhfetü’z-Zakirîn, 241 “Ne ben, ne de benden evvelki nebiler tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir.” Ali el-Müttâkî, no 2015 “Yâ Hafsa! Çok konuşmaktan sakın. Söylenen şey zikrullah olmadıkça kalbi öldürür. Fakat Allah’ın zikrini çok yap. İşte bu kalbi diriltir.” Ali el-Müttâkî, no 1896 “Allah Teâlâ şöyle buyuruyor “Ey Âdem oğlu, fecirden ve asırdan sonra bir saat beni zikret, bunların arasına ben kefilim.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 6055 “Muhakkak ki Allah Teâlâ’nın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları bellerse cennete girer.” Esmaül Hüsna Okunuşu Ve Anlamı اَللّٰهْ Allah Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُ er-Rahmân Bütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُ er-Rahîm Pek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُ el-Melik Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُ el-Kuddûs Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُ es-Selâm Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُ el-Mü’min Gönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُ el-Müheymin Kâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُ el-Azîz Yenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُ el-Cebbâr Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُ el-Mütekebbir Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُ el-Hâlık Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُ el-Bâri’ Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُ el-Musavvir Tasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُ el-Ğaffâr Mağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُ el-Kahhâr Her şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُ el-Vehhâb Çeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُ er-Rezzâk Yaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُ el-Fettâh Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُ el-Alîm Her şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُ el-Kâbıd Sıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُ el-Bâsıt Açan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُ el-Hâfıd Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُ er-Râfi’ Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّ el-Mu’izz İzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّ el-Müzill Zillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُ es-Semi’ Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُ el-Basîr Hakkıyla gören. اَلْحَكَمُ el-Hakem Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُ el-Adl Mutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُ el-Latîf En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُ el-Habîr Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُ el-Halîm Suçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُ el-Azîm Bütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُ el-Ğafûr Mağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُ eş-Şekûr Kendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّ el-Aliyy Her hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُ el-Kebîr Büyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُ el-Hafîz Yapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُ el-Mukît Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُ el-Hasîb Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُ el-Celîl Celâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُ el-Kerîm Keremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُ er-Rakîb Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُ el-Mücîb Kendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُ el-Vâsi’ Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُ el-Hakîm Bütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ el-Vedûd İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُ el-Mecîd Zâtı şerefli, efâli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُ el-Bâis Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُ eş-Şehîd Her zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّ el-Hakk Fiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُ el-Vekîl Usûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّ el-Kaviyy Çok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُ el-Metîn Çok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّ el-Veliyy İyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُ el-Hamîd Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪ي el-Muhsî Her şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُ el-Mübdi’ Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُ el-Mu’îd Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪ el-Muhyî Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُ el-Mümît Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّ el-Hayy Dâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُ el-Kayyûm Gökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُ el-Vâcid Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُ el-Mâcid Kadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُ el-Vâhid Tek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُ es-Samed Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُ el-Kâdir İstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُ el-Muktedir Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُ el-Mukaddim İstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُ el-Muahhir İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُ el-Evvel Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُ el-Âhir Varlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُ ez-Zâhir Âşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُ el-Bâtın Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالى el-Vâlî Mahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ى el-Müteâlî Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّ el-Berr Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُ et-Tevvâb Kullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُ el-Müntekım Suçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّ el-Afüvv Affı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُ er-Raûf Çok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِ Mâlikü’l-Mülk Bütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm Hem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُ el-Muksit Bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُ el-Câmi’ İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّ el-Ğaniyy Çok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪ي el-Muğnî İstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُ el-Mâni’ Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّ ed-Dârr Elem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُ en-Nâfi’ Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُ en-Nûr Âlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ى el-Hâdî Hidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُ el-Bedî Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪ي el-Bâkî Varlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُ el-Vâris Servetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُ er-Reşîd Bütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُ es-Sabûr Çok sabırlı. Buhârî, Deavât, 68; Tirmizî, Deavât, 83; Hâkim, I, 62 “Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 3715 Kuvvet-i îmân ve îkan ile bu zikr-i şerîfin tekrarına ve tilâvetine devam olunsa, mal ve can üzerine gelmesi melhuz olan musibet ve tehlikelerden insanı mahfuz kılar. Bu zikr-i şerîfe devam edilirse biiznillahi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur. Mânâsı; “Başka bir ilâh yok; ancak el-Hakîm, el-Kerîm Allah var. Başka bir ilâh yok; ancak el-Aliyyü’l-Azîm Allah var. Başka bir ilâh yok, ancak yedi semânın ve çok şerefli Arş’ın sahibi Allah var.” “Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır” kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir.Hâkim, I, 727 “Cennet bahçelerine uğradığınız zaman meyvelerinden istifade ediniz” buyurmakla, “Cennet bahçelerinin nereler olduğu” sual olundu. Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– de “– Allah’ı zikretmek için teşekkül eden halkalardır” buyurdu. Tirmizî, Deavât, 82/3510 “Kelime-i Tevhîd, yani لَااِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir.” Tirmizî, Duâ, 9/3383 “Kıyamette Allah yanında en faziletli olan kullar, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikredenlerdir.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no 1279 “Cenâb-ı Hakk’ı zikre o kadar ihtimam ediniz ki, münafıklar sizi gördükleri zaman İşte mecnûnun biri» desinler.” İbn Hanbel, III, 68 “Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin.” Ali el-Müttâkî, no 1848 “Benim gözlerim uyur, lâkin kalbim uyumaz.” Buhârî, Menâkıb, 24 Yani “zikrullahtan bir lahza gâfil olmaz.” “Zikrin hayırlısı hafî olanı, rızkın hayırlısı da kâfi mikdarda olanıdır.” İbn Hanbel, I, 172 “İki dudaktan dışarı çıkan bir söz yayılır” ifadesine göre, dil ile yapılan cehrî zikir, insanın sağ ve solunda bulunan meleklerle, ondan hiç ayrılmayan şeytan tarafından işitileceğinden dolayı, hafî zikir kadar efdal olamaz. “Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır. Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330 Cenâb-ı Hakk’ı kalb ile zikretmek, hased, riya, kibir gibi emrâz-ı kalbiyyeyi izâle edip kalbi Allah’ın sevdiği vasıflarla ihya etmesi cihetiyle bizzat şifâdır. “Zikir sadakadan hayırlıdır.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350 “Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972 “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun.” Heysemî, X, 82 “Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin. Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777 “Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur.” Beyhakî, Şuab, I, 414 Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur. “Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 8510 “Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir.” Ali el-Müttâkî, no 1859 “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki “Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.” Ali el-Müttâkî, no 1873 “Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız.” Ali el-Müttâkî, no 5709, 44135 “Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir.” Heysemî, X, 78 “Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir.” Beyhakî, Şuab, I, 367 “Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin.” Taberânî, VIII, 90 Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. “Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır.” Hâkim, III, 690 Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür. Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim.” Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no 8637 “Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur.” Tirmizî, Hac, 41/866 “Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez.” Hâkim, IV, 289 “Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever.” Buhârî, Rikâk, 41 Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder. “Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder.” Ali el-Müttâkî, no 6788 “Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder.” “Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz.” Beyhakî, Şuab, VII, 361 “Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur.” Ahmed, I, 73 “Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür.” Beyhakî, Şuab, III, 394 “Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz.” Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20 “Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz.” Müslim, Cenâiz, 1 Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz. “Son sözü لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider.” Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16 “Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun.” “Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun.” Ali el-Müttakî, no 43738 “Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.” Beyhakî, Şuab, I, 388 Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir;
arapça hadisi şerifler ve anlamları