İmarBarışı'na başvuru süresinin dolmasına bir ay süre kalırken, uzmanlar, vatandaşları, başvurularda yaşanması muhtemel sıkıntı veya yoğunluk nedeniyle mağdur olmaması için son günlere kadar beklememesi konusunda uyarıyor.. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca vatandaşın devletle ihtilaflı durumunun ortadan kaldırılması, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat
10Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar, brüt kira tutarından indirilir. Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirmesinde, her bir ortak için 2.300 YTL istisna ayrı ayrı uygulanacaktır.
MedeniUsul Hukuku 485; Ticaret Hukuku 438; En Çok Okunanlar; Soru Sor; İletişim; Karar Ara. Alacağın Net Mi Brüt Mü Olduğunun Belirlenmesi 15-01-2022 - 636. Alacağın Net Mi Brüt Mü Olduğunun Belirlenmesi Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi.
netmi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt mü net mi brüt net mi brüt mü net mi brüt mü
Büyütmeyidüşündüğüm bir ticaret projem var.Ayda 10000 Tl gibi bir miktarı Bitcoine çevirip ticaret yapacağım.Kazandığım para tamamıyla banka hesabıma gelecek.Ana paramla tekrar bitcoin alıp tekrar ticaret yapacağım.Böyle bir durumda vergi işi ne olur?
0H3VQ. G gubse Üyelik 9 Ocak 2013 Mesajlar 5 Konum mersin 18 Ocak 2013 1 günaydın sorum olacakk sizler. yeni bir işe başlamada işletme olarak başlanıyor. ama basit usul şartlarını taşıyıp,yinede işletme yeni işe başlama masraf yaklaşık ne kadar çok sevinirim. hepinize iyi çalışmalar. M merkür2 Tanınmış Üye Üyelik 27 Tem 2012 Mesajlar 5,298 Konum Manisa 18 Ocak 2013 2 Basit usul şartları taşınsa bile kendi isteği ile işletme df tutabilir. Masraflar ile ilgili bir SMMM ile yüz yüze görüşmelisiniz.
İŞYERİ kira geliri elde edenlerde bu yıl vergi hesabı değişti. İşyeri kira geliri elde eden çok sayıda mülk sahibi vergi ödemek bir yana Maliye’den vergi iadesi’ alıyorlardı. Vergi iadesi almasının nedeni, kiracı işyerinin yıl içinde ödediği stopajın, mülk sahibinin beyannamesindeki hesaplanan vergiden yüksek olması. Aradaki fark mülk sahibine nakden iade ediliyordu. Bu yıl da; stopajdan daha az hesaplanan vergisi çıkan mülk sahiplerine vergi iadesi’ yine yapılacak ancak stopaj oranının düşmesinden dolayı, geçmiş yıllarda iade almış birçok mülk sahibi bu yıl vergi iadesi’ alamayacak, vergi kiralarında stopaj oranı yüzde 20’den yüzde 10’a, 31 Temmuz 2020 tarihinden itibaren düşürülmüştü. İlk yedi ay boyunca kiracı işyerleri mülk sahiplerine ödedikleri net kira bedeline ilaveten Maliye’ye yüzde 20 oranında stopaj ödemişlerdi. 31 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete, 2813 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 2020 sonuna kadar bu oran yüzde 10 olarak belirlendi. Sonradan bu düşük stopaj oranının 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uygulanmasına da karar verildi. 23 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 3319 sayılı Cumhurbaşkanı KararıKİRACI ÖDEYECEKStopaj oran değişikliğinin, mülk sahibinin net tahsil edilen kira bedelinde bir düşüşe neden olmadığını da ayrıca belirtelim. Çünkü kira sözleşmelerinde öncelikle net kira bedeli’ belirtilir, bu net kiraya göre hesaplanan brüt kira üzerinden kiracının stopaj ödeme yükümlülüğü olduğu vurgulanır. Dolayısıyla mülk sahipleri açısından yalnızca, kiracının yıl içinde ödediği stopaj tutarı değişmiş oluyor. Stopaj tutarının daha düşük olması, hesaplanan vergiden mahsup edilecek-düşülecek tutarın da düşük olmasına yol açacak. Neticede kiracının ödediği stopajın düşmesi, kiracının avantajına olurken, mülk sahiplerinin birçoğunda vergi iadesi alamamasına neden İADESİ ALAMAYACAKStopaj oranlarının yıl içi değişimlerini dikkate alan tablodan mülk sahipleri kendi beyan durumlarını görebilir. Stopaj değişikliği yapılmasaydı vergi iadesi alabilecek çok sayıda mülk sahibi artık vergi iadesi alamayacak, vergi ödeyecek. Örneğin geçen yıl her ay için 5 bin lira iş yeri kira geliri tahsil eden bir mülk sahibi için; stopaj oranı değişmeden aynı kalsaydı 2 bin 318 lira vergi iadesi alabilecekti. Son beş ayda stopaj oranının yüzde 10’a düşmesinden dolayı kiracı iş yerinin daha az ödediği stopaj tutarı mülk sahibinin 358 lira vergi ödemesine yol açıyor. Tabloda yer alan gelir vergisi hesaplamaları, yüzde 15 götürü gider dikkate alınarak hesaplanmıştır. Gerçek gider yöntemini seçen mülk sahipleri için hesaplamalar farklılık gösterecektir.KİRADA BEYAN SINIRIİşyeri kira gelirinde beyan sınırı ise brüt-stopaj dahil 49 bin lira. Bu tutarın altında iş yeri kira gelirlerini beyan etmeleri gerekmiyor. Stopaja konu olmayan bir iş yeri kira geliri elde edilmişse Basit usulde vergilendirilen esnafa yapılan kiralama gibi bu kez 2 bin 600 liralık beyanname verme sınırı dikkate alınacak. 2 bin 600 liralık iş yeri kira geliri sınırını aşanlar beyanname İŞYERİ HEM KONUT KİRA GELİRİ OLANLAR Geçen yıl kira geliri olarak hem işyeri, hem de konut kirası elde edenler, konut kira vergisinin hesabında beyannamelerinden 6 bin 600 liralık konut kira istisnasını düşebiliyor. İstisnadan sonra götürü/gerçek gider düşülüp vergi hesaplanıyor. Beyannamede; hesaplanan vergiden yıl içinde kiracının ödediği stopajlarda düşülebiliyor. Örneğin bir kişinin geçen yıl toplam 10 bin lira konut kira geliri, brüt toplam 48 bin lira da işyeri kira geliri elde ettiğini varsayalım. Bu kişi; 3 bin 400 lira konut kira geliri ve 48 bin lira brüt işyeri kira geliri, toplam 51 bin 400 lira gelir beyan edecek. Eğer istisna sonrası kira geliri ve brüt işyeri kira geliri toplamı 49 bin lirayı aşmasaydı işyeri kira gelirinin beyanı OKULFATURALARI VERGİYİ NASILAZALTIYOR?
7 Ynt Kira Giderlerinde Gider Pusulası Vergi Usul Kanunun 234. Maddesinde Hangi Hallerde Gider Pusulası Düzenlemesi gerektiğini açıklamıştır. Madde metnine göre; Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin 1- Vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia 2- Birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için Gider Pusulası tanzim edileceğini belirtmiştir. Dolayısyla Kira ödeleri bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden kira ödemelerinde Gider Pusulası düzenleme mecburiyeti bulunmamaktadır.
Her ne kadar genel kural olarak bir hukuki ilişkiden gelir elde eden kişinin vergi ödeme yükümlülüğü bulunsa da; işyeri kiralarında bu borç, mal sahibi adına kiracı tarafından yerine getirilebilmektedir. Bu bağlamda işyeri kiralarken kira stopajı çıkıp çıkmayacağı, bunun ne zaman ve hangi bedel üzerinden ödeneceği, ne zaman beyanname verileceği gibi hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Kira stopajına ilişkin hukuki sorularınızda alanında uzman avukatlarımıza ulaşabilirsiniz. İlgili Konu Başlıkları Kira StopajıKira stopaj hesaplama Kira stopaj oranı Stopaj Nedir? Esasında vergi toplama sürecini yürütmek, devlet için masraflı ve çetrefilli bir iştir. Normal şartlarda işyerini kiraya veren; gerekli şartları sağlıyorsa gelir vergisi ödemekle mükellef olsa da, devletin mesela gerçek kişi işyeri sahiplerini teker teker tespit etmesi, ihtarda bulunması, tahsil etmesi gibi prosedürler zorlayıcıdır. Bu sebeple kamu otoritesi, mal sahibinin ödemekle mükellef olduğu gelir vergisini halihazırda vergi mükellefi olan işletme sahibi kiracılardan %20 oranında stopaj olarak peşinen tahsil ederek bu zorluğun üstesinde gelmeyi arzulamaktadır. Bu sistemde alınan stopaj brüt kiranın %20’si olsa da mal sahibinin o yıl ödemesi gereken gelir vergisi daha fazla veya daha az olabilir. Bu yüzden ödenen gelir vergisi ile stopaj yıl sonunda mahsup edilir. Dolayısıyla stopaj; işyeri sahibi adına kiracıdan alınan gelir vergisi avansı olarak tanımlanabilir. Kimler Kira Stopajı Ödemekle Mükelleftir? Öncelikle belirtmek gerekir ki stopaj; gerçek kişi, dernek ve vakıflardan kiralanan işyerleri içinsöz konusudur. Bu bağlamda bir işyeri örneğin bir anonim şirketten kiralanmışsa, bu durumda kiracı stopaj değil KDV ödeyecektir. Ancak KDV bu yazının konusu olmadığından detaylı bilgi için “Kirada KDV ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. Ayrıca kiralanan yerin işyeri olarak kullanılacak olması da stopaj uygulamasının olup olmadığını belirlemek adına kritik bir konumdadır. Bu kapsamda ticaret şirketleri, dernekler, vakıflar, kamu iktisadi teşekkülleri, ticaret ve serbest meslek erbabı gibi kişi/kurumlar stopaj ödemekle mükelleftir. Ancak bu kişiler yalnızca ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında kiraladıkları yerler için stopaj ödemekle mükellef olup örneğin bir avukat, ailesiyle oturmak için kiraladığı gayrimenkul için stopaj ödemez. Hatırlatmak gerekir ki bir kiracı; eğer basit usulde vergilendirilen bir gelir vergisi mükellefi ise; kiraladığı işyeri için stopaj ödeme yükümlülüğü altında değildir. Stopaj oranı brüt kiranın %20’si; net kiranın ise %25’idir. Bu doğrultuda taraflar kirayı aylık net 1000 TL olarak kararlaştırmışlarsa 1000 TL işyeri sahibine, 250 TL ise stopaj olarak devlete ödenecektir. Ancak kira brüt üzerinden aylık 1000 TL olarak anlaşılmışsa bu durumda işyeri sahibine 800 TL, devlete ise 200 TL ödenecektir. İşyeri Sahibi Kira Stopajını İade Alabilir mi? Yukarıda da değinildiği üzere kiracı tarafından ödenen stopaj; kiraya verenin gelir vergisi borcuna mahsuben ödenmektedir. Bu bağlamda örneğin bir yıl boyunca kendisi için TL stopaj ödenmiş bir işyeri sahibinin, yıl boyunca TL gelir vergisi ödemekle mükellef olduğu ortaya çıkmışsa ilave olarak TL gelir vergisi ödemesi gerekecektir. Ancak aynı mal sahibine çıkan gelir vergisi TL ise; kendisi için fazladan ödenmiş TL’yi iade alma hakkına sahip olacaktır. İşyeri sahipleri ne kadar gelir vergisi ödemeleri gerektiği konusunda “gerçek gider” ve “götürü gider” usullerinden birini tercih edebilir. Kira stopajına ilişkin hukuki sorularınız için uzman avukatlarımızla her zaman iletişime geçebilirsiniz. Toparlamak gerekirse; işyeri kiralayacak olanlar, işyerini kimden kiralayacaklarına ve anlaşılan bedelin net mi brüt mü olduğuna dikkat etmelidirler. Zira net kiranın %25’i kadar olan kira stopajı, taraflar için ciddi bir maddi yük teşkil etmektedir. Eğer taraflar arasında anlaşılan bedelin net mi brüt mü olduğuna yönelik bir belirsizlik mevcutsa, meselenin o bölgedeki ticari teamüller uyarınca çözülmesi gerekmektedir. KİRA STOPAJI YARGI KARARLARI Kira stopaj oranı İstemin Özeti Tuğla imalatı işiyle uğraşan davacının Mayıs-Aralık/ 1993 dönemlerine ilişkin işyerine ödediği kiradan dolayı muhtasar beyanname vermemesi nedeniyle ikmalen salınan gelir kira stopajı vergisi ile kesilen kusur cezasına karşı açılan davayı davacı dava dilekçesinde, kiraladığı işyerinin … Kardeşler Kolektif Şirketine ait Blok Tuğla Fabrikası olup bu fabrika şirketin aktifine kayıtlı bulunduğundan şirketin kiralama ile elde ettiği kazancın gayrimenkul sermaye iradı olmayıp ticari kazanç olduğunu, bu tür iratların ticari kazancın tesbitine müteallik hükümlere göre hesaplanması ve kira stopajına tabi olmaması gerektiğini iddia etmektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesine göre yükümlünün stopaj beyannamesi vererek vergisini ödemesi gerektiği, davacının aksi yöndeki iddialarının vergi dairesi ile mülk sahibi olan şirket arasındaki mükellefiyete ilişkin olduğu, fabrikanın, kiralayan şirketin aktifinde kayıtlı olup, elde ettiği kazancın ne nitelikte olduğu kiracının gelir kira stopajı vergisi beyanında tutunmasına engel teşkil etmediği, bu nedenle yapılan cezalı tarhiyatta yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Manisa Vergi Mahkemesinin gün ve E1994/398. K1994/902 sayılı kararının fabrika işletmenin aktifine kayıtlı olup elde edilen kira Gelir Vergisi Kanununa göre ticari kazanç sayılacağından vergi tevkifatına tabi tutulmaması gerektiği ileri sürülerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği yolundadır. Tetkik Hakimi Şahnaz Gerek. Düşüncesi ………. Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar vergi mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Savcı ………. ………. Yılmaz Çimen. Düşüncesi ………. İleri sürülen bozma nedenleri. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1 numaralı bendinde öngörülen nedenlerden hiçbirisine girmediğinden, temyiz isteğinin reddi ile hukuka ve usul hükümlerine uygun bulunan vergi mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Manisa Vergi Mahkemesinin gün ve E1994/398. K1994/902 sayılı kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle dairemizce de uygun görülmüş olup temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, gününde oyçokluğuyla karar verildi. AYRIŞIK OY. Uyuşmazlık, kolektif şirketin aktifine kayıtlı taşınmazın fabrikanın kira bedelinden kira stopajı kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususundan kaynaklanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde; maddede sözü edilen mal ve hakların ticari işletmeye dahil bulunması halinde bunların iratlarının ticari kazancın tesbitine müteallik hükümlere göre hesaplanacağı, kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanunun 94. maddesinde ise elde edilen ticari kazançtan vergi kesintisi yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Anılan maddenin 3. bendi hükmü hariç. O halde, gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde olmayan ve ticari kazanç hükümlerine göre değerlendirilen bir kazançtan vergi kesintisi yapılacağı yönünde mahkemece verilen kararda isabet görülmediğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşü ile aksine verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. Kira Stopajı Kesintisi Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine; bu işle ilgili dosya mahallinden daireye tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü Toplanan delillere, tarafların iddia ve müdaafasına ve kararın gerekçesine göre diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak İşyeri kiralarında, kiracı Gelir Vergisi Kanununun tarihinde yürürlüğe giren 2361 sayılı Kanunla değişik 94. maddesi gereğince istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdur. Bu tevkifatın nisbeti aynı Kanunun 105. maddesine göre kira bedelinin % 25’i dir. Kiracılar Vergi Usul Kanununun 11. maddesi gereğince kesmeğe mecbur oldukları bu vergiden dolayı sorumludurlar. Bu duruma göre işyeri olarak kiralanmış yerler için kiralayanın isteyebileceği kira parası gelir vergisi için tevkif edilecek paydan arta kalandır. Borçlu kiracının, işyerinin başlayan son yıl kirasının gelir vergisinden dolayı vergi dairesine karşı sorumlu olduğu düşünülmek ve tevkif edeceği vergi saptanıp, saptanacak miktar üzerinden itirazın kaldırılması isteği reddedilmek gerekirken takip edilen alacağın tümü için icranın devamını sağlayacak biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, temyiz olunan merci kararının bu nedenle 366. ve 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, gününde, oybirliği ile karar verildi. Kira Stopajı Hesaplama Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi K1 tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Karar 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlerle davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasaya tabi tarım Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tesbitini istemiştir Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın koşut geçmiş tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Bağ-Kur’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan pancar ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır. Kira stopajına yönelik yapılan incelemede davacının tarihleri arasında Ziraat Odası’na kayıtlı olduğu, Tarım Kredi Kooperatif kaydının olmadığı, üzerine kayıtlı zirai arazisinin bulunduğu, Ziraat Bankası’ndan kredi alıp almadığının araştırılmadığı, 4 adet tarlasını ve tarihleri arasında kiraya verdiği bu hususun Muhtarlık köy karar defterine işlendiği, 2003 yılında üç defa DGD geliri aldığı, muhtar ve tanıkların davacının tarımsal faaliyette bulunmadığı şeklinde beyanda bulundukları, tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilip tarihinde SSK lı çalışması nedeniyle sigortalılığının durdurulup tarihinde yeniden başlatıldığı, olayın kira stopajı ile ilgili olmadığı, tarihine kadar aralıklı prim ödemesinde bulunduğu, tarihleri arasında SSK. zorunlu sigortalılığı, tarihinde SSK isteğe bağlı sigortalısı olduğu görülmektedir. Toplanan bu delillerden davacının tarihinden sonra sigortalılık şartlarını taşımadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; tarihinde kabul edilen ancak sosyal güvenlik ile ilgili yasaların yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuçlarını doğuracağı, dolayısıyla devam eden tamamlanmamış uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiği ilkesinden hareketle 5458 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile 2926 sayılı Yasa’nın 4/c maddesinde düzenlenen ” yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, 16 yaşından büyükler için tesbit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden veya belgeleyenler ” in sigortalı sayılmayacaklarına ilişkin hükümde dikkate alınarak davacının tarihinden sonraki zirai gelire ilişkin vergi kaydı getirilerek çıkacak sonuca göre hüküm kurmaktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde kira stopajıyla ilgisiz hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan kira stopajına ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Kira Stopajı Nasıl Hesaplanır? Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, kira alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20’si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının tarihli ve 10 ay süreli, yenilenen hasılat kira sözleşmesi ile davacılara ait turistik tesisin kiracısı olduğunu, sözleşmede kira bedelinin geçmiş yıllar bakiyesi de içinde olmak üzere net TL ve kira parasının ilkinin TL’sı olarak tarihine kadar, diğerlerinin ise belirlenen taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını; İlk taksidin ödenmemesi üzerine sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen muacceliyet şartı gereğince kira alacağının tamamı üzerinden tarihinde başlatılan icra takibine davalının ödeme yaptığını belirtmek suretiyle itiraz ettiğini ancak kira parasına dahil olan gelir vergisi tevkifatının gerçek miktar ile yapılıp yapılmadığının bilinmediği gibi, davalının aboneliği üzerine almadığını ve kullandığı suyun bedelini tam ödemediğini bu nedenle yapılan ödemelerin bir kısmının bu borca ve eklentilerine sayıldığını, icra takibine sebebiyet vermekle bakiye alacak ile icra takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle dava açılmasının zorunlu olduğunu beyanla davalının itirazının iptaline, takibin TL asıl alacak ile icra takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden devamına; Duruşmada ise takipten sonra yapılan ödeme neticesinde TL alacaklarının kaldığını bildirerek bu miktar üzerinden takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Kira stopajına dair Davalı vekili ise; müvekkilinin ödemede bulunduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen kira alacağı dışındaki alacak kalemleri için bu dosya üzerinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının kira alacağı dışında alacaklı olduğunu iddia ettiği herhangi bir konuda ayrıca yasal yollara başvurma zorunluluğu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının kalan TL asıl alacak yönünden davasında haklı bulunduğu anlaşıldığından bahisle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline, TL asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu noktada Taraflar arasında başlangıç tarihli ve 10 ay süreli kira sözleşmesinin düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede, kiralanan turistik tesise ilişkin yıllık kira bedeli net TL, geçmiş yıllardan bakiye kira alacağı ise TL olarak belirlenmiş olup, toplam TL’nin taksitler halinde belirtilen vade ve tarihlerde ödeneceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin hususi şartlar 14. maddesinde ise kira bedeli taksitlerinden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde tüm kira bedellerinin muaccel hale geleceği ve kira stopajının iadesi kararlaştırılmıştır. Davacı bu sözleşmeye dayanarak Manavgat 1. İcra Müdürlüğünün 2013/900 E. sayılı takip dosyasıyla 18/04/2013 tarihinde başlattığı icra takibinde; sözleşme gereği muaccel olan TL kira bedeli ile TL işlemiş faiz toplamı TL alacağının tahsilini talep etmiş, davalı süresinde verdiği itiraz dilekçesinde; tarihinde TL ödeme yaparak iki takside ilişkin olan ve tarihli senetlerini geri aldığını, diğer senetlerini ve kira stopajını da günü gelince ödeyip alacağını beyan etmiştir. tarihinde açılan işbu davada takibe konu kira bedellerinin ödendiği ancak ödenen bedelin bir takım alacağa ilişkin mahsup edildiğinden bahisle bakiye TL yönünden itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak takibe konu alacağa yönelik yapılan ödeme, takip konusu edilmeyen başka bir alacağa mahsup edilemez. Mahkemece yapılacak iş, davacılara ait hesap kayıtlarının getirtilerek takibe konu alacağın ödenip ödenmediği hususunda denetime elverişli bilirkişi raporu aldırmak suretiyle araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi iken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
BASİT USULDE VERGİLENDİRİLECEK MÜKELLEFLER Gelir vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbabı, kazancın tespit usulü bakımından ikiye ayrılmaktadır. Basit usulde gelir vergisine tabi olanlar. Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar. Basit usulde ticari kazanç; bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunan mükelleflere, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden farklı bir takım kolaylıklar sağlanmıştır. Basit usulde vergilendirmenin sağladığı kolaylıklar şunlardır Kazancı basit usulde tespit edilen mükellefler tarafından defter tutulmaz, Vergi tevkifatı yapılmaz, ayrıca muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmez, Geçici vergi beyannamesi verilmez ve geçici vergi ödenmez, Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisnadır, Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi kıymet alışları ve satışları dikkate alınmaz, Ticari kazançlarına yıllık TL kazanç indirimi yapılır, Genç girişimcilere ilişkin TL’lik kazanç istisnasından yararlanabilirler Bu istisna ile TL’lik kazanç indiriminden birlikte yararlanılamaz, Engellilik indiriminden faydalanabilirler, Vergiye uyumlu mükelleflere sağlanan %5 oranındaki vergi indiriminden yararlanabilirler. Alınan ve verilen belgelerin kayıtları “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesi” düzenlenen meslek odası veya meslek mensupları aracılığıyla Defter-Beyan Sistemi üzerinden tutulur. Basit Usule Tabi Olmanın Şartları Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedeli toplamı; büyükşehir belediye sınırları içinde 2019 takvim yılı için TL’yi aşmamak 2020 takvim yılı için TL* diğer yerlerde 2019 takvim yılı için TL’yi aşmamak 2020 takvim yılı için TL* 3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak. Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının 2019 takvim yılı için TL’yi aşmaması 2020 takvim yılı için TL*, veya yıllık satışları tutarının 2019 takvim yılı için TL’yi aşmaması 2020 takvim yılı için TL*, 1 numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hâsılatının; 2019 takvim yılı için TL’yi aşmaması 2020 takvim yılı için TL*, 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının; 2019 takvim yılı için TL’yi aşmaması 2020 takvim yılı için TL*, gerekmektedir. Kar hadleri emsallerine göre düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için özel hadler Milli Piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kâr hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için, 1 ve 3 numaralı sıralarda yazılı hadler yerine ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek alım satım hadleri uygulanır. Buna göre, anılan maddelerin ticaretini yapan mükelleflerin 2020 takvim yılında da basit usulden yararlanabilmeleri için alış, satış veya hasılatlarının tarihi itibariyle 310 Seri Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hadleri aşmaması gerekmektedir. Örnek 1 Bartın ilinde öteden beri manavlık faaliyetinde bulunan ve basit usulde vergilendirilen Mükellef A’nın bu faaliyeti dolayısıyla 01/01/2019 – 31/12/2019 tarihleri arasında yapmış olduğu alımlarının tutarı TL, satışlarının tutarı TL’dir. Mükellefin işyeri kira tutarı ise 01/01/2019 tarihi itibarıyla yıllık TL’dir. 2019 yılında basit usule tabi mükellefler için belirlenen yıllık alım haddi TL, yıllık satış haddi TL, kira bedeli ise TL’dir. Buna göre; manavlık faaliyetinde bulunan Mükellef A’nın yıllık alım, satım tutarı ile kira bedeli, belirtilen sınırları aşmadığından dolayı 2020 yılında da basit usulde vergilendirilmeye devam edecektir. * 2020 yılında beyanname verecek olan mükellefler 2019 takvim yılı için geçerli olan tutarları esas alacaklardır Kaynak İSMMMO Yasal Uyarı Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.
basit usul kira haddi brüt mü net mi